Boise Hotel

Losing a day in Twilight Zone towards Bozeman, MT

Last day in Glacier National Park.  Decided to have breakfast at Bigfork MT, before we left.  After checking out of the hotel went to a cafe in Bigfork.  Great breakfast and a short walk in the town.  Beautiful, clean, cute, small town.

After breakfast said goodbys to them.  They are heading off to visit Spokane Washington before getting back home.

We decided to see Helena, the capital of Montana before we left.  Helena is a very nice, and clean town and we walked along their “Walking Mall” street where they have designated the streets for foot traffic with small stores.  Most of the stores were closed and it depressed us to be there.  It was a cloudy, windy Saturday afternoon with not many people around, dark and closed stores.  This is not what you expect on a Saturday afternoon on the street made for pedestrians.

As I was parking the van I forgot to put it into “park” and as I was digging for my cameras and stuff the van moved forward and touched the pickup truck parked in front of us.  As I was preparing the note I was going to put on their windshield the owners came with their coffee that had stopped to get.  He inspected his hitch in the back and our van and decided there was not even a sign of any touching and declared “no harm done.”  Nice people.

We visited the hill overlooking the city and were surprised that all the churches were situated on the top of it.  The most impressive being the Catholic cathedral.

Catholic Cathedral

While we visited the “Walking Mall” we saw the statue of a bullwhacker in the street closed for traffic and only open to the padestrians.

It was a great feeling to finally see a “Black Lives Matter” sign at the window of the Human Rights Offices of lawyers.   This was the first time we saw a progressive sign after seeing some demonstrators in Boise, ID.

 

 

Trunk of a beautiful tree in the “Walking Mall” in Helena

 

After leaving Helena in the afternoon we thought we had only 2 hours to reach Bozeman, MT to spend the night there.  The three GOSs we had showed three alternative routs but showed the shortest one as the best, so we followed it.

After three hours or so driving we noticed we are the only ones on the road with the fall fields and vast areas everywhere but not a single other soul.  Finally towards the evening we found ourselves at the end of a country road looking ata beautiful church owned by a native nation.  There was no other sign of human presence around except for an abandoned dilapidated building.  The GPSs, all three of them, wanted us to drive on a path made for hikers.

We turned back and rove all the way to get to a legitimate highway however, the night was falling and there were no signs of Bozeman on the roads.

We came to a settlement but evidently a very recent forest fire had levelled the hills, the trees and some of the houses.  We panicked thinking Bozeman was wiped off the map by a forest fire.   Now we also had an urgent need to reach a toilet too.

We drove past, trying to reach the next town however, we saw Bozeman on our GOS maps but not on the road signs.

We even made a reservation in a hotel in Bozeman and entered its address.  This led us into a mountainous road covered with forests. It was beautiful but more we drove more isolated the road became.  Finally we could see our “hotel” was a dude rench on the other side of a river.

Dude ranches open up for spring and summer attracting folks from the cities who want to live a cowboy’s life riding horses, working the land etc.  However, as we hear, the ranch owners make them mend fences and clean their horses etc.

We returned back again and drove without stopping until we finally saw the signs welcoming us to Bozeman.  We found a hotel and threw ourselves into the bathroom.

After driving the whole day, we gained an hour towards Fargo, ND.

Boise Hotel

Koca bir gün, 3 GPS cihazı olduğu halde koca yollar nasıl kaybedilebilir ki?

Buzul Milli Parkı’nda son gün dolmaktayken, buraya gerçekten geri dönmenin zorunlu olduğu bir kez daha kendini dayattı.  Sis, duman kalkmıyor, ara sıra azalsa, zayıflasa da her yerde, her zaman üzerimizde.   2-3 saat araba kullanarak Kuzey girişine gittik.  Dünkü gezide batıdan girmiş, buradan çıkmak istemiştik. Ama hiç bir yol durumu bildirilmediğinden bir günlük geziden sonra aynı yollardan dönmek zorunda kalmıştık.  Bu kez yolları kuzeyden fethetmeye karar vermiş, saatlerce geldikten sonra birdenbire yolun kapalı olduğunu gördük.

Yol Kızılderili bölgesinden geçtiğinden dolayı onlar kendi sağlıklarını korumak için COVID-19 pandemisi sırasında bölgelerine giden yolları kapatarak savunmaya geçmişlerdi.   Bu tabii ki bir tartışma yaratmış, ABD hükümeti yerli kızılderili uluslarının buna hakkı olmadığını iddia etmiş, ama yerliler de kendilerini ZORLA bu rezervasyonlara tıkarken imzalanmış anlaşmaların kendilerine vermiş olduğu muhtariyet maddelerini kullanarak bu haklarının olduğunu iddia ediyorlar.

Bu hastalığın yerli kolektif hafızasında kendilerini yoketmek için beyazların hastalık mikrobu bulaştırılmış battaniyeleri ‘yardım’ olarak verdiği günleri çağrıştırması doğal.

Eylül 19’da, geziye başlamamızın 19. gününde,  Buzul Milli Parkı’ndan yola çıkmanın zamanı geldi.  Sabah otelden çıkıp güzel bir kahvaltıyla yolları ayırmaya karar verdik Portlan’dan gelen dostlarla.  Bigfork kasabasında açık bir kahve bulduk ama yer bulmak için biraz bekledik.  Bu arada kısa bir gezi yaparak kasabanın merkezini dolaştım.  Çok şirin, temiz, sakin bir kasaba.

Dostlar buradan Washington eyaletinde Spokane’i görerek, belki orada kalarak eve dönecekler.

Biz ise Montana’nın başkenti Helena’ya oradan Bozeman kasabasına gidip orada gecelemeyi planlıyoruz.

Helena güzel bir şehir, özellikle trafığe kapatarak yayalara ve dükkanlara açtıkları yollarda dolaştık.  Ancak, Cumartesi öğleden sonrası için kimsenin olmaması, dükkanların kara ve kapalı olması, rüzgârlı ve bulutlu bir hava içimizi kararttı.   Kahve, ve dondurma yedikten sonra Bozeman’a yola çıktık.

 

Helena Şehir Merkezi

Helena’ya ilk girmemizde park yaparken arabayı park haline almadığımdan, fotoğraf malzemelerini almaya çalışırken araba ilerleyerek önümüzde park yapmış bir pikap’ın arkasına dokundu.   Ben tam bizim plakamız ve telefon numaramızı yazıp ön camına koymaya hazırlanırken sahipleri ellerinde yeni aldıkları kahveleriyle geldiler.  Durumu anlattım, kendi arabalarının arkasında bulunan çekiciye ve hatta bizim arabanın önüne baktılar ve bir zarar yok diyerek bıraktılar.

İlk kez Helena’ya bakan ve oldukça varlıklıların olduğunu tahmin ettiğimiz tepenin üzerine çıktık.  Bütün tepe çeşitli hristiyan mezheplerinin kiliseleriyle kaplıydı.  En görkemlisi Katolik katedrali ama ötekiler de okullarıyla, kiliselerle oradalar ve tüm tepeyi kaplamışlar.

Daha sonra indiğimiz yürüme, alışveriş yolunda daha önce Montana girişinde tarihi kervanların geldiği yoldaki kervanları çeken öküzleri idare eden bullwhacker’lardan birisinin heykelini gördük.  Heykel kırbaçını şaklatan bir bullwhacker’ı çok güzel temsil ediyor.  Enteresandır, altındaki izahatta da bunların küfürlerinin ne kadar derinlere işlediğini anlatıyor.

 

Dükkanları dolaşırken Türkiyeli bir dükkana rastladım.  Öteki dükkanlar gibi o da kapalıydı.

Öğleden sonra Helena’dan çıkarak Bozeman’a doğru yola koyulduk.  Aramızda 2 saatlık yol kalmış olmalıydı.  Arabada 3 GPS cihazı var, ve hepsi de 3 yol gösteriyor.  Tabii ki biz de onların önerdiği kısa yolu seçtik.  İki saatte orada olmalıyız.  Ancak 3 saattir araba kullanırken dikkat ettik ki yollardaki tek araba biziz.  Etrafımız sonsuza kadar uzanan sonbahar tarlaları ve vahşi arazilerle çevrili.  Sonunda GPSleri takip ederek yolun sonuna geldik.  Tepeyi döndüğümüzde sanki hiç bir yerin ortasında çok güzel, bakımlı küçücük bir kiliseyle karşılaştık.  Ortalıkta başka tek insanı hatırlatan şey terkedilmiş bir bina.

GPSler bizi yürümenin bile zor olacağı bariz bir patikaya zorluyor.  Akşam da oluyor, dönerek saatlerce geldiğimiz yollardan geri döndük.  Yollardaki işaretler garip bir şekilde bölgenin en büyük yerleşimi Bozeman’dan bahsetmiyor.  Ancak doğru yolda olmamız gerekir ve bu kez GPSlerin ikinci, daha uzun ama daha büyük yol olarak gösterdiği yoldayız.

Trafik varsa da, gene de çok az, ve hava kararıyor.  Bizde ise acil tuvaleti kullanma problemi var.   Sonunda hava iyice kararırken bir kasabaya yaklaştığımızı evlerden anladık ama kokusundan çok yakında olmuş olduğunu anladığımız bir orman yangını tepeleri, ormanı ve hatta bu yerleşimin evlerinden bazılarını fena halde yakmış.  Duman ve yanık kokusu her yerde.  Paniğimiz iyice depreşti, acaba Bozeman mı yandı, o yüzden meraka girdik.  Belki bu yüzden mi Bozeman’ın adı yol işaretlerinde görülmüyor?  Yakın olduğumuzu düşünerek sürmeye hem mecbur olup, hem de karar vererek devam ettik.

Internetten Bozeman’da bir otel bulduk ve adres olarak orayı girdik.  Bu kez otel için bizi dağlara, ovalara gönderdi GPS.  Ormanlarla kaplı ve şahane manzaralı bir yolda yarım saat gittikten sonra ne Bozeman ne de başka bir şehir olduğunu gördük.  ‘Otel’ nehrin karşı yakasında bir çiftlik evi.  Nehri geçmeye bile değmez çünkü belli ki burası da bir ‘Dude Ranch’ denilen çiftlik.  Bunlar çiftliklerini yazın kendini çiftçi, kovboy, toprakta çalışan olarak hissetmek isteyen şehirlilere açan çiftliklerden.  Şehirdeki avukat, muhasebeci, doktor ya da mühendisler yazın gelerek burada ata binmek, sürü çobanlığı yapmak, toprakta traktör kullanmak için para ödeyip geliyorlar.  Ancak çiftlik sahipleri de parayı aldıktan sonra onlara ‘gerçek çiftçilik budur’ deyip çitleri tamir ettiriyor, atlarını tımarlatıyor.  Bizim ‘otel’ de sezonu kapatıp sonbahar ve kış için tekrar çiftçinin kendi evine dönmüş bir ‘dude ranch’ çıktı.

O yollardan da geri dönüp sonunda meşru bir karayolu bulup son sürat kendimizi Bozeman’a attık ve ilk otele sığındık.  Daha doğrusu tuvalete saldırdık.

Bütün gün sürdükten sonra gitmeye çalıştığımız Kuzey Dakota’daki Fargo şehrine sadece 1 saat yaklaştığımızı anladık.

Facing a Native Church after getting lost/Bütün gün kaybolduktan sonra yerlilerin kilisesiyle yüz yüze kaldık

After driving all day, appearantly in wrong roads, we found ourselves at the end of the drivable roads but with a beautiful church with only an abandoned building next to it.