Yellowstone is the landmark that represents the US
Yellowstone is the first national park established in the US. They say the concept of the national parks was the best thing the US ever gave to the world. After Yellowstone, the national parks spread across the nation. The natural condition of the area as well as the flora and the fauna was preserved under this new program. Rangers employed in the parks do not only enforce the laws but are also tremendous sources of information on anything related to the parks and nature. It must be real love of the parks, nature and the environment for them to know so much about where they work. However, with all the changes in the normal course of capitalism it was nearly impossible to let the national parks operate as they have been without the paws of capitalists creeping in to make profits from those who pay taxes for these wonders and families wanting to teach their kids the beauty of nature. The park system is being privatized and looted as we speak. It was only few years ago when we could go to camp in a tent in Yosemite for $6.00 a night. After the system was privatized to let the private capitalists take over the camping system reservations the prices jumped to $36.00 to $40.00 which is beyond the reach of many families who used to vacation with their kids in summer. 
Yellowstone Milli Parkı ABD’yi tanımlayan bir yer olarak yerini aldı.
Yellowstone Milli Parkı Amerika’da ilk kurulan milli park. Birisinin söylediği gibi, Amerika’nın dünyaya verdiği en iyi şey sanırım bu ‘milli park’ olayının keşfi ve uygulaması. Yellowstone’dan sonra başka yerlerde uygulanmaya başlamış ve yayılmış. Sadece oranın örtüsü değil, hayvanları, tarihi dağları, taşları bile korunma altına alınmış. Bu gün milli parklardaki rangerler sadece kanunu uygulamakla kalmayıp, hem korunmada hem de gelen ziyaretçilere park ve doğa hakkında ansiklopedik bilgiler vermekteler. Bu kadar genç yaşlarda bu bilgilere sahip olmak işini ve doğayı gerçekten sevip, her bir seviyede kendini eğitmek gerektiriyor. Her şeyde olduğu gibi kapitalizmin her türlü korunma altında ve devletin kapitalist elleşmeye izin vermediği her alanda olduğu gibi artık milli parklar da özelleştirme ve ‘geliştirmeye açılacak’ gibi gözüküyor. Yıllarca önceden yavaş yavaş, adım adım, bu parkların olanakları özel yağmacılara devredilmeye başlanmıştı. Eskiden giderek geceliği 6 dolara kaldığımız çadırlı kamp yerlerinin idaresi ve rezervasyonu internet üzerinden özel şirketlere peşkeş çekilince buralara bakan ranger sayısı düşürülmüş, ve ‘teknoloji’ hizmetlerinin bedeli olarak günlüğü 6 dolardan kamp yerlerinin fiyatı birdenbire 36 – 40 dolara fırlamıştı. Bu ise yakınlardaki ucuz otellerin fiyatına yaklaşıyordu. Eskiden yazın ailesini, çocuklarını alarak çadırlı kamp yapmak isteyen emekçi ailelerinin artık bu olanağı da kalkıyordu.

Day 10-12 : Yellowstone National Park
We have moved closer to the park’a entrance, so we saved nearly 3 hours each day. It was well worth it, because we just seem not be able to get the things we thought we could get done by a schedule.
We took a long hike to reach the Fairy Falls. It was well worth it. The weather could not have been better. Neither hot, nor cold, just, simply perfect. Snow left over from the storm couple of days ago is still on the ground but it is no where cold. I hiked with a t-shirt.
We ended up in Fairy Falls, admired its beauty and returned. The walk is also very easy, surrounded by forests, spectacular views of the geysers and just too beautiful to describe. The falls was covered in snow. It was a 6 mile hike round trip and we needed the light exercise, so no complaints.
We were lucky enough to see the Buffalo, the Grizzly Bear, Elks, fox and other deer in the park ın other locations, however, we were not lucky enough to see any wildlife during our hike to Fairy Falls.. We wanted but did not see the wolves, mountain lions but still we still consider ourselves lucky.
We hear there are people who have devoted their lives to track and observe the wolf packs. Come rain or shine they are out there with their binoculars watching the 94 wolves in 8 packs in the park.
The wolves were exterminated in the region until they were re-introduced in 1995. 31 wolves were brought in over the course of two years and they survived. It seems everybody, the park workers and scientists and biologists agree that the introduction of the wolves has helped other problems such as overpopulation of the elks which has its negative effects especially on the plants around the river. Introduction of exotic species of trout has decimated the native cutthroat trout. This left many grizzlies hungry and the bears started to attack and eat elk. I am not sure of human managed nature conservancy would work or not in the age of capitalism. I hear as the wolf population thrived to reach around 100, there are those who would like to start hunting them since they consider the wolves a threat to their livestock. In capitalism, the value of a species is measured by its effect on the capital (livestock) and the income it can generate with tourism or hunting.
This female elk was grazing around Yellowstone Lake. It came too close to us but seemed annoyed because her calf was close by and we could hear him calling his mama. But the mother was too busy eating and eyeing us. We had to back away.

We are trying to respect the wildlife and trying to leave no footprints behind.
How could one not respect this beauty?
The colors in the mud above are due to microorganisms that thrive in hot water. Actually a ranger said the clearer the water less microbes live in it. And these organisms live at certain range of heat, so if the water is clear, the rangers estimate how hot it is by its clarity.

Once around 60 million buffaloes roamed the land. However, to starve and kill the natives in one of the worst genocides in the world the white Americans targeted their food supply, the buffalo. They shot any and all buffalo they laid their eyes on. Indians never understood what kind of a creature would do such a thing in the worst waste that could be accomplished in the world. They didn’t know what the feeling of “owning” could do to humans. The need to own the land brought from Europe where capitalism had started to spread like the wildfire.
There were only 23 buffalos were left in the region at the beginning of 20th century but the conservation through the national park system allowed them to come back. Today the park enjoys around 5,000 bison. Male bison live alone but females live with their calf and other females together. I am assuming for the survival of the herd.

The females in the elk herd waiting anxiously the outcome of a fight between their male leader and intruders. Their future depends on it. Life goes on after the fight. Life is good.
There were only 23 buffalos were left in the region at the beginning of 20th century but the conservation through the national park system allowed them to come back. Today the park enjoys around 5,000 bison. Male bison live alone but females live with their calf and other females together. I am assuming for the survival of the herd.
10 – 12 Eylül, 2020 Yellowstone Milli Parkı.
Yellowstone’un milli park olması ya da böyle bir düşüncenin hayata geçmesi 1872’de geçen kanun ve başkan Ulysses S. Grant’in kanunu imzalamasıyla gerçekleşiyor.
Tabii ki başka yerlerde de belirli yapıtlar bir ülkeyi tanımlıyor. Nasıl Eyfel kulesi Fransa’yı, Taj Mahal Hindistan’ı tanımlar olduysa, Amerika’yı tanımlayan da Yellowstone Milli Parkı. Ama hakkını yememek gerek, gerçekten insanın ağzını açık bırakan bir güzellik hâkim.
Buranın milli park ilan edilip korunmaya alınmasıyla oradaki hayvanların da canını kurtarması olanağı çıktı. Beyazların Avrupa’dan gelerek kıtayı ele geçirmeleri sırasında parkta yaşayan hayvanların hemen hepsi hâlâ bu bölgede mevcut. Yani 500 yıl önce burada hangi hayvanlar dolaşıyorsa bugün de aynı hayvanları bulmak mümkün.
Yolda gördüğümüz 6 millik (9 km) bir yürüyüşle Fairy Falls, Peri Şelalelerine gitmeye karar verdik. Yürüyüş zor değildi, yükseliş alçalış yok, dümdüz, ormanlar içindeki bir patikada yürüdük. Hava inanılmayacak kadar güzel. Ne sıcak, ne soğuk. Etrafımızda iki gün önce aniden çıkıp herkesi şaşırtan fırtınanın bıraktığı karlar hâlâ duruyor. Bu şelalelere gitme kararımız çok güzel çıktı. Buz gibi akan bir su, dağın yukarısından haşmetle iniyor. Etrafı karlarla kaplı bir derecikle kıvrıla kıvrıla yok oluyor.

Yolda bir vahşi hayvanla karşılaşmadık ama tehlikesi her an mevcut.
Bu hayvanlardan Bizon, Grizzly Ayısı, tilki, Elk geyikleri, ve normal geyikler gibi hayvanları görmek başka yerlerde bize de nasip olduğundan gerçekten minnettarız ama maalesef kurtları göremedik. Tabii bazı öteki hayvanları da, örneğin dağ aslanıyla, karşılaşmadık. Kuzey Yellowstone’da hayatlarını kurtları gözetlemeye adamış insanlar var(mış) ve rica ederseniz günlerce size kurtları anlatır ve dürbünleriyle sürülerinin nerede öldüğünü size gösterirler(miş). Dendiğine göre yağmur, kar, güneş sis fark etmez, her gün vazife gibi bu gözlemciler kurt sürülerini takip ediyorlar. 2020 yılında 94 kurt Yellowstone’da 8 sürü halinde dolaşıyorlar, daha çok kuzey bölgelerinde ve Lamar vadisinde. Kurtlar insanların katliamları sonucu bölgede yok edilmiş. Ancak doğanın dengesi sorununu anlatabilen bilim adamlarının sözünü (sonunda) dinleyen devlet 1995’de ve sonrası kurtları tekrar vadiye getirmiş. İki yıl içinde 31 kurt buraya kuzeyden getirilip yerleştirilmiş. Bu başarılı program sonucu bugün 100’e yakın kurtumuz var bu parkta. Kurtlar yokken nüfusu artık çoğalmış olan Elk geyiklerinin nüfusunda olumlu bir düşüş görülmeye başlamış. Sanırım kurtların yok edilmesiyle bozulan denge gene sağlanmaya başlamış… eğer bu insan eliyle yapılabilecek bir şeyse… bilmiyorum. Ancak bu dengenin başka parçaları da var. Nehirlerdeki ‘cutthroat’ denen yerli alabalık balığının üzerine insanların getirdikleri daha yırtıcı alabalık balıkları yerli balıkları neredeyse yok edince bu balıklardan beslenen ayılar aç kalmaya başlayınca gidip geyik yavrularına saldırıp yemeye başlamışlar. Ancak kurtların yeniden tanıtımının olumlu olduğunda herkes hemfikir. Ancak, şimdilerde kurtların da fazla ürediği ve avlanmasını savunan etraftaki çiftçiler ve ‘av meraklıları’ var. Bir hayvanın ya da türünün değeri getirdiği turist, mali değeri olan çiftçilerin evcil hayvanlarına saldırıları ve insanların av mevsimindeki kan kokusunu alması ve yeni tüfeklerini deneme hırsıyla ölçülmekte.

Yellowstone Gölü’nün etrafındayken otlanan bu Elk geyiğini gördük. Kendisi bize yaklaştı ve yemeğe devam etti. Bebesi biraz öteden bağırıp duruyordu anasına ama ana yemek yemekten aldırmıyordu ona. Biraz daha bize yaklaşınca hiç de mülayim olmadığı anlaşılmaya başladı. Biz de geri çekilerek kendisini kızdırmamaya çalıştık.

Amacımız vahşi hayvanları görmek, resmini çekmek ama asla yakınlarına gelerek ne kendimizi ne de onları tehlikeye atmak. Mümkün olduğu kadar parktaki gezimizde ayak izimizi bırakmamaya ve hem parka hem oranda yaşayan bitki ve hayvanlara saygı göstermeye çalışıyoruz. Bu geyikler, hele yavruları yakındaysa saldırgan olabiliyorlar.

Bu erkek geyik sürüsünü müdafaa etmeye çalışıyordu. İki yabancı geyik sürüye yaklaştı hem bu hem de bir düşü saldırgan bir tavırla yabancıların üzerine gidince ötekiler kaçmak zorunda kaldılar. Resimler tam kalite olmayabilir olmayabilir, ama gene, önemli olan kaliteli fotoğraflar değil, buradaki canlılara saygı. (Tabii, düşük kalite fotoğraflar için bir bahane gerekmekte, değil mi?) Kavga sirasında merakla bakan dişi sürüsü kavga sonrası otlamaya ve gündelik yaşama dönmeye hazır. Hayat güzel, zaman az, yemeye devam.

Nehrin karşısından gördüğümüz bizonlar ve bu dana neredeyse onları seyrettiğimiz yarım saat boyunca durmadan emzirdi. Daha küçük dana ise belki daha emzirmeyi mi bilmiyor, orada durup kaldı. Anne etrafında ama pek müdahale etmiyor.

Bir zamanlar bizonlardan 60 milyon tane olduğu varsayılmakta. Ama özellikle Kızılderililerin besin kaynağını kurutmak için beyazlar gördükleri her bir bizonu öldürerek açlık yaratıp Kızılderilileri de yok etmek projesini hayata geçirmiş. Bu korkunç katliamı anlatan Kızılderililer gördüklerine inanamıyorlar. Koskoca bir ova ve on binlerce bizon leşi çürümekte. Anlayamıyorlar böyle bir israfın hangi yaratık tarafından yapılabileceğine. İnanmak gerçekten imkânsız. Bütün bu katliamlar toprağı yerlilerden almak için. Mülkiyet tutkusu ne insan ne doğa ne hayvanlara saygı tanıyor.
Yirminci yüzyılda sadece 23 tane kalmış 60.000.000 bizondan. Bugün 5.000 bizon parkta yaşıyor. Erkek bizonlar yalnız yaşıyor ama dişiler danalarıyla ve diğer dişilerle ortaklaşa yaşıyor. Sürü ve türün yaşamı için gerektiğinden sanırım.
It is not only the animals, the natural environment, the lakes, the geysers, mountains too have been protected by the National Park system 
Yellowstone lake is gorgeous. The geysers spring up even on the shore where steam and spurting hot water mixes with the lake waters. On a clear day, like when we were there, it is easy to see the Absaroka mountain range. We even saw the tips covered with snow, even on a September day.
Yellowstone Lake is at nearly 7,000 feet and is the largest high-level lake in Northern America. It is 390 feet deep. Fast weather changes is known and some boaters have died for not taking precautions.

Hot water sprouting out from under the lake and mixes with the lake waters.
There are 10,000 geysers in Yellowstone which makes it the highest concentration of such activities in the world.
At the Mammoth area the water rushing out also brings the calcium carbonate to the ground that the hot water has melted and deposits it to make the structures called travertines. We only see the 10% of the water running around, the rest being underground.

The water at the Mammoth comes from underground 17 miles away. I did not remember but it is said that the producers of the Star Trek film used the structures at the Mammoth Hot Springs to depict what Vulcan, the land of Spock might have looked like.

Trees dead from water carrying calcium.

Sadece hayvanlar değil, diğer mucizevi doğal oluşumlar da korunmuş Milli Park Sistemiyle.
Yellowstone Gölü hem parkın hem de Kuzey Amerika’nın yükseklerdeki en büyük gölü. 7.000 ayak (2,133 metre) yükseklikte bulunuyor. 390 ayak (119m) derinliğinde ve 20 mil ve 14 mil eni ve boyunda (32 ve 23 km) müthiş bir göl. Kenarında gezerken tam sahilinde bile yerden fışkıran sıcak sülfürlü gayzerler sularıyla karışıyor. Gölün güney doğu bölgesi vahşi alan olarak bırakıldığından motorlu teknelerin bile gitmesine izin verilmiyor. Havanın aniden değişmesi dikkate alınmalı, aniden gelen fırtınayı beklemeyen kayıkçılardan ölenler olmuş. Dibe gönderilen denizaltı araçları daha hâlâ patlayan, fışkıran volkanik aktiviteleri kayda geçirmişler. Bizim ziyaretimizde hava çok güzeldi ve karşı-doğu sahillerinin arkasındaki Absaroka dağlarını ve üzerlerindeki karları görme olanağımız oldu.
Yellowstone Gölünde sıcak sular gölün sularının altından çıkarak göle karışıyor:

Yellowstone dünyanın, hele de bu bölgede, gezegenimizin neredeyse canlı, hareketli, inişli çıkışlı, şiddetli, ama durmadan değişen karakterinin bir ispatı. Yellowstone dünyanın en aktif jeo-termal bölgesi. Yani ayak altında bir süper volkan homurdanıp, silkinip duruyor. Her ne kadar yakın zamanda olması beklenmese de, bir gün gene kendini bütün haşmetiyle göstermesi gelecek. Bu dağlar, kayalar, vadiler işte bu volkanlar, depremler, buzullar, sıkıştırmalar, eğilip bükülmeler, yerden fışkırmalarla olmuş bir dizi dünya kabuğu şekilleri. Yüzlerce kilometre derinlerde erimiş kayalar hareket altında. Onun üzerindeki katı kayaların aralarına girebilen ya da yeraltı nehirleri bu sıcaklıkla karşılaşınca kaynayıp deliklerden yukarı fışkırıyor. Eğer delikler ince ve hazneleri varsa o hazneye dolan sular ancak belirli aralıklarla kaynıyor ve o aralıklarla yer yüzüne şiddetle, aniden fışkırarak çıkıyor. Ama yer yüzüne çıkış delikleri büyükse ve yer altında hazneler yoksa sular yukarıya akarak çıkıyor. Dünyada 10.000 geyser barındırarak Yellowstone birinci. 1870 yılında Gustavus Doane ‘Yellowstone doğanın dünya yüzünde bize sunduğu en büyük laboratuvar olabilir’ diyordu.
Kalsiyum Karbonat atıkları yeryüzünde Pamukkale’de de görülen yapıları oluşturuyor.
Parkın içindeki Mammoth Kaplıcaları aynı Pamukkale yapısında ve sanırım oluşumu da aynı. Beyazlık içindeki kireç taşlarından dolayı. Sıcak su yeryüzüne çıkarken geçtiği yerlerdeki kalsiyum karbonatı eritiyor ve gittiği yerlere de taşıyor. Bu minerali soğuduğunda (yer yüzünde) bırakan sıcak sular Pamukkale benzeri yapıtlar da oluşturuyor. Bu yapılara travertin deniyor. Bu su akışları gözlerimizin önünde dağları hem eritiyor hem de yeni dağlar yaratıyor.

Mammoth’da yer yüzüne çıkan su aslında 17 mil güneyden (27 km) kaynaklanıp fay hattından yeryüzünün ALTINDAN akarak buraya geliyormuş. Dakikada 500 galon (1892 litre) akan bu su her gün iki ton (1.814 kg) kalsiyumu yer yüzüne bırakıyormuş. Yellowstone’daki gördüğümüz su yer altından akanın sadece %10’uymuş. Ve her yer sulak! Ben hatırlayamadım ama Star Trek filminde Vulcan gezegeninden gelen Spock’un ana vatanını canlandırmak için Mommoth kaplıcaları arka plan için kullanılmış.
The Grand Canyon of Yellowstone
The Grand Canyon of Yellowstone is spectacular and breath taking. It seems impossible that 600,000 years ago a volcanic explosion deposited ash and molten rocks here that the water later eroded. The canyon actually runs for 700 miles carrying the Yellowstone river to all the way to North Dakota where it joins the Missouri River than heads to join Mississippi then ends up in the Gulf of Mexico. It is a small world, yet it is a huge world. The canyon that is in the Yellowstone is 20 miles but it is simply awe inspiring.

The Artist’s Point is similar to the Artist’s Palette in Death Valley. The gushing hot waters have “cooked” the rocks then with the elements the spectacular colors have emerged that makes the mountain seem to possess all the colors of a palette. Back in 1870’s artists painted what the canyon looked like to mesmerize the congress to adopt the protection of the area under a National Park program.
Yellowstone’un Grand Canyon’u
Hiç beklemediğimiz bir şeyle karşılaştık. Arizona’nın insanı hayran bıraktıran Grand Canyon vadisinin Yellowstone versiyonu olduğunu duyduğumuzda şaşırdık. Ancak ziyaret edince bu oluşumun da insanı küçülte küçülte (aynı Grand Canyon’da olduğu gibi) ne kadar önemsiz olduğunu hatırlattığını gördük. Bazılarının tam tersine böyle oluşumlar, okyanuslar, yüce dağlar (Yüce Tetonlar gibi) baktıkça bir tanrının olamayacağının tek başına ispatı bence. Ve de hele hele bu kadar küçük, karınca gibi ufarak bir türe kitaplar mitaplar göndermesi hikayeleri şaka gibi geliyor.

Bu kanyonun derinliği 1.200 ayak (366 metre). Hayır, düşersen pek bir şansın yok. Aklıma Nikaragua’da aşağıda fokur fokur kaynayan volkanın ağzında, kraterinin içine bakarken tur önderine patlarsa şansımızı sormuşum geldi. Adam gülüp, ‘o iş orada biter’ demişti. İki yamaç arası 4.000 ayak (1,200 metre). 600.000 yıl önce bir volkan patlaması buraları gökyüzüne doğru kül ile doldurmuş ve daha sonraki sular bu 700 mil uzunluğundaki (1.127 km) eriterek akmış. Tabii ki Yellowstone parkından Kuzey Dakota eyaletine kadar uzanıyor bu vadi. Yellowstone Grand Canyon vadisi ise sadece 20 mil (32 km). Yamacın birinde aynı Death Valley’de (Arizona Ölüm Vadisi çölleri) gördüğüm bir oluşum var. Yerin adı ‘ressam noktası’. Yüzbinlerce yıl akan kaynar sular ve buharlar dağlardaki taşları ‘pişiriyor’ ve dünya üzerindeki sıcaklık, soğukluk, yağmur, buz, rüzgâr vb. etkiler çeşitli renkleri ortaya çıkarıyor. Dağdaki renkler gerçekten bir paletteki renkleri karıştıran, tuvale resim boyamaya hazırlanan ressamı anımsatıyor. 1870’lerde Yellowstone bölgesinin korunmaya alınmasına çalışanlardan ressamlar buranın resmini yaparak kongreyi büyülüyorlar ve milli park olayının yaratılmasına eşsiz yarar sağlıyorlar.


The river from the Fishing Bridge
Balık Tutma Köprüsünden Nehrin Görünüşü
Our food we brought from home is nearly gone. Only cheeses and some vegetables are left. Time to order pizza. And the pathetic breakfast at the hotel.

Evden getirdiğimiz yiyecekler neredeyse suyunu çekti. Pizza getirtmenin zamanı. Ertesi sabah oteldeki kahvaltı da cabası.
