Providence, Rhode Island

Beautiful brick buildings, a symbol of East Coast? 

Second leg of the trip starts from Chicago with Erin joining us

Yolculuğun ikinci ayağı Chicago’dan Erin’in de bize katılmasıyla başlıyor.  Dolaşıp Erin’i tekrar Chıcago’ya bırakacağız.

Boise Hotel

October 13, 2020. Providence, Rhode Island

It rained all day and night.  However, we still wanted to see the town, so donning rain coats and sweating profusely underneat them and the masks we walked first the River Park walkway on the side of the Providence River.

The river is only about 8 miles long and it is the convergence of two rivers.  The river served as a border between English immigrants who named the area New England and those from Holland who also named the region New Holland.

Maybe it was the rain but we did not see a single soul, except for a homeless man sharing the same pathway but trying to take shelter from the rain.

In 1700’s an immigrant from England, Samuel Slater, “discovered” a cotton mill powered by water.  Andrew Jackson named Slater the founding father of American Industrialization.  Slater was known as “Slater the Traitor” in England because in those days, England forbid any transfer of technology to the colonies.  By passing laws England, for example, banned working with iron.  The idea behind these bans were to prevent the colonies from developing and competing with England.

Slater established his water powered mill in Rhode Island.  He also introduced a new laboring way called the “Rhode Island System” which was modelled after the English system.  The system was a family based employment with children being employed first.

 

Boise Hotel

Ekim 13, 2020. Rhode Island eyaletinde Providence Şehri.

Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.  Ama bu bahane değil, bizi yıldıramaz.

Erin gene otelde toplantılarında.  Biz şehre indik, yağmur ara sıra izin veriyor ama yağmurluklar içinde ve maskeyle terden sırılsıklam olsak da gezeceğiz.

Ne de olsa Rhode Island Amerika’ya makinalaşmayı getiren eyalet.

Biz ilk önce nehir kenarında ve nehri takip eden yürüyüş patikasında yürüdük.  Bir köprü altındaki evsiz bir adamdan başka ne canlı bir yaratık ne de bir insan görebildik.  Sanki tüm şehir kapatıp gitmiş gibi.

Şehirin içinden akıp giden Providence Nehri sadece 13km uzunlupunda ama tarihi anlamı büyük.  Bu bölgeye ve bu bölgedeki şimdiki eyaletlere verilen ‘Yeni İngiltere’ adı, İngiltere’den gelen göçmenlerin 1600 yıllarının sonlarında İngiltereyi tekrar kurma çabalarını anlatıyor.  Ama buna karşın, aynı yerde Yeni Hollanda’yı kurmaya çalışan Hollanda göçmenleri de var.  Bu nehir bu iki grubu ve bölgelerini ayırıyormuş.   Sanırım İngilizler kazanmış ki isim hâlâ kullanılıyor.

1790 yılında İngiltere’den göç eden Samuel Slater İngiltere’deyken çocuk yaşlarda pamuk ipliği fabrikalarında çalışmış. Ama Amerika^ya gelince ilk kez akan suyu kullanarak, değirmen düzeneğini iplik yapmaya uygulayarak ilk kez su gücüyle çalışan pamuk ipliği fabrikasını kurmuş.  Bu sıralar Amerika teknolojide gerisinde olduğu İngiltere ile rekabet etmek durumunda olduğundan bu yeni teknoloji öyle işe yaramış ki, Amerika’nın çağ atlamasına el ayak olmuş.  Hatta, başkan Andrew Jackson (başkanlığı: 1829 – 1837) Samuel Slater’ı Amerikanın üretim (manufacturing) babası ilan etmiş.

İngilizler, daha sonra aynı Mısır, Hindistan gibi sömürgelerinde yaptıklarını Amerika için de yapmış.  Kendisiyle rekabet etmesin diye sömürgelerinde hangi endüstrinin olup olmamasına kanunlarla onlar karar verirmiş.  Bu kanunlar açısından Amerika için 1719’da ilki olmak üzere bir sürü kanunlarla başta demircilik yapılmasını yasaklamış.  Ancak gizliden gizliye Rhode Island’ın da bulunduğu bu Yeni İngiltere bölgesinde pek çok kaşif makina parçaları ve demircilikle gizliden gizliye uğraşmışlar. Ancak daha önemlisi sadece yapılan makina parçaları değil, bunların standartlaştırılması olmuş.  Ancak yarışta Amerika İngiltere’yi geçemiyormuş, çünkü Avrupa’daki artık uygulanmaya başlayan makinalaşma için gerekli bilgi donanımı olan insanlar yeteri kadar bulunamıyordu.  Bu yüzden Slater’in her türlü yasağa karşı icat ettiği su gücüyle çalışan iplik fabrikası her leyi değiştirmiş.  O sıralarda yetenekli makinistlerin Avrupa’dan Amerika’ya göçmesi bieİngiltere tarafından yasaklanmış.  Her ne kadar Slater’in ‘buluşu’ çok büyük olmasa da mesele onun İngiliz teknolojisine hakim olması ve onu Amerika’da uygulayabilmesi.

 

Slater’in eşi Hanna Rhode Islandlıymış.  Ve bence daha önemli olan o da bir kaşifmiş ve dikişlerde kullanılan ve kolayca kopmayan bir pamuk ipliği keşfetmiş.

Bunlara karşın, aynı İngiltere’deki gibi bu endüstride çalışanların %40’ı 7-16 yaşlarında çocuklarmış.

What do you do on a rainly night?  You order pizza and try all the local beers!

Yağmurlu bir gecede Providence’da ne yapılır?  Piza getirtilip, bütün yerel biraların tadına bakılır.