Boise Hotel

October 4-5, 2020: Placid Lake, New York

October 4-5 Lake Placid, New York State

Finally we are starting to see that we are at the place that was the reason we started this trip.

Fall colors are everywhere.  We came at just the right week.  As we hear, the time is only a week or so before the trees lose their leaves after putting a spectacular show of the season.

We had a breakfast in the hotel overlooking the Mirror Lake.  It was very hard to even leave the table after we ate.  The reflections in the mirror just doubled the  unbelievable beauty that surrounded the water.

We were planning on having breakfast on our balcony facing the lake but the view was much better in the restaurant.

After the breakfast we took a long walk past the Mirror Lake between two lakes.  Erin was working and had to take a call for a meeting, so first I walked in the paths full of brown, golden and red leaves.  There is nothing like this, you really feel at least 10 years younger.  The only sound you hear are the leaves falling or the gentle breeze that cause the falls.

When we passed the small village it was impressive how they had kept it up.  It is so obvious that the residents are proud of their village and are doing their best to keep it up to look its best.  Painted buildings, clean driveways, nothing spoils the beauty of the environment.

 Later, when Erin’s meeting was done she and Gulden joined me and we were able to walk to the lake and see the unbelievable view of the village and the homes across the lake.

 

Boise Hotel

New York Eyaletinde Placid Gölü çevresi

Ekim 4-5, 2020

Artık bu geziye çıkma nedeni olan sonbahar yapraklarına geldiğimizi tam anlamıyla anlıyoruz.

Lake Placid etrafı küçük küçük göllerle dolu şirin mi şirin küçücük bir köy.  Ne tarafa bakarsan bu mevsimde belki, doğanın bambaşka renkleriyle karşı karşıya geliyorsun.  İnsan ne tarafa bakacağını şaşırıyor.  Küçücük bir garaj girişi, kaldırımın iki tarafı da, bir evin girişi başka renk, arka bahçesindeki ağaçlar bambaşka renklerle dikkat çekiyor.  Fotoğraf çekmekten bıkıyorsunuz.  Her bir metrenin ayrı fotoğrafını çekmek bir zamandan sonra insanda sanki durmadan aynı şeyin resmini çekiyormuş duygusunu veriyor.

Ancak gene de resmi çekmeden ilerleyemiyorsun, çünkü, her bir metre bambaşka bir görüş, bambaşka renk kombinasyonları veriyor.

En güzeli de köyün sakinleri, dükkan sahipleri, o kadar belli ki yaşamlarının burada olmasıyla ve köyleriyle çok gurur duyuyorlar.  Ve gene belli ki bu güzelliğe halel getirecek her şeyi engelliyorlar.  Her bir dükkan, her bir iş yeri, her bir sokak, patika, yol, ev, apartman sahibi sanki köylerini güzel, tatlı, temiz ve renkli tutmak için yemin etmiş gibiler.

Sabah kahvaltımızı Mirror Lake (Ayna Gölü)’ne bakarak yaptık.  Otelde odamız da bu göle bakıyor.  Başta balkonda kahvaltı yaparak manzarayı içimize çekmek istedik… ama aşağıya, kahvaltı salonuna inince oranın manzarası bizim balkondan bile daha güzeldi, ayrılamadık.  Ayna Gölü, tam da adının ima ettiği gibi, doğanın inanılmaz renklerini bir de aynada çiftleştirerek sunuyor.  Bu kadar güzellik dünyanın bazı yerlerinde anayasanın ruhuna falan aykırı bulunup yasaklanmış olmalı.

Bölgeye adını veren Adirondacks Dağlarından adını alan dışarı sandalye/koltuk çeşidi her yerde sanki manzaraya tam uyumlu olduğundan kullanılıyor.  Bu Adirondacks koltukları, arkaya doğru eğimli, sırt dayanılan tarafı 4-5 yukarı doğru çıkan ve belki yayılan koltuklar.  İstisnasız bu bölgenin her bir bahçesinde, parkında, bulunduğundan biz de her yerde bekler olduk.  Sanki o manzaranın verdiği huzur sükunet, sessizlik ve muhteşem sahnelemenin seyirci koltukları gibiler.  Sahipleri parlak, tertemiz boyuyor ve öylece bırakıyorlar.. Bulundukları manzarayla tezat teşkil etseler bile bir garip şekilde uyuyorlar bulundukları yere.

 İki gölün arasında kalan bir burunda uzun bir yürüyüşe gittik.  Bütün yerler kahverengi, sarı, kırmızı yapraklarla doluydu.  Sessizlik sadece düşen yaprakların sesiyle bozuluyordu.  Arada bir köpeğini dolaştırmaya gelenler geçip patikalarda kayboluyorlardı.  Kilometrelerce, her ağaca hayranlıkla bakarak artık patikanın göle ulaşıp gidilemeyecek oluncaya kadar gittik.  İnsanı on yıl gençleştiriyor.

 

 

“As the generation of leaves, so is that of men”

“Yaprakların nesİllerİ nasılsa, İnsanlarınkİ de öyledİr”